Bize Ulaşın

Randevu Almak için Tıklayın

Kanserin görülmediği hayvanların sırları neler?

Yeryüzünde birçok hayvan türü insanlar gibi kansere yakalanıyor. Fakat bazı gizemli hayvan türleri var ki, kanser ile savaşmanın şaşırtıcı yollarını kullanıyorlar.

Kutup balinaları

Yaşayan en büyük canlı olmalarının yanı sıra, 200 yıla aşkın ömürleri boyunca kansere yakalanmamaları aslında çok şaşırtıcı. Bilim insanları kutup balinalarının genlerini taradıklarında DNA’larının hasar görmesini önleyen mutasyonlarla karşılaştı. Bu da balinaların kansere yakalanma riskini düşürüyor.

Laboratuvarında kutup balina hücreleriyle çalışan Rochester Üniversitesi’nden Vera Gorbunova henüz balinalara kanser bulaştırmanın yolunu bulamadı. Gorbunava “Kutup balinası hücrelerini kanserli yapmak insanlarınkini yapmaktan çok daha zor. Bunun nedenini bilmiyoruz” diyor. Henüz kutup balinalarını kanserden hangi genin koruduğu bilinmiyor.

Hiyalüronik asidin görevi

Gelecekteki kanser tedavisine bir diğer umut da tüysüz köstebek fareleri. Böylesine küçük bir hayvan için oldukça uzun 30 yıllık bir ömüre sahip tüysüz köstebek fareleri, kansere karşı doğal bir korunma mekanizmasına sahip. Yıllardır süren çalışmalar sonucunda hiçbir tüysüz köstebek faresi tümöre yakalanmadı. 2013 yılında Gorbunova ve çalışma arkadaşları tüysüz köstebek farelerin tümöre yakalanmaktan koruyan özel bir molekül ürettiğini saptadı.

Yoğun ve şekerli Hiyalüronik asit isimli bu madde hücrelerin arasında yer alıyor.

Hücreler mutasyona uğrasa bile asit hücrelerin arasında yapışkan, koruyucu bir cam görevi yaparak daha fazla bölünmelerini önlüyor. Gorbunova “İnsanlar da hiyalüronik asit üretse de bizim ürettiğimiz tüysüz köstebek farelerinkinden oldukça farklı. Fareler asiti daha yoğun ve büyük miktarlarda üretiyor. Bu molekülü insanlarda kullanmanın yollarını arıyoruz” diyor.

Tüysüz köstebek fareleri insanlardan farklı olduğu için, fazladan hiyalüronik asidin insan vücudunu nasıl etkileyeceği bilinmiyor. Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden Kanser uzmanı David Vail şöyle konuşuyor:

“Vücudumuzda daha az hiyalüronik asit olmasının bir nedeni olabilir. Daha yüksek orandaki asit vücudumuza zararlı olabilir.’’

Aynı durum genetik manipülasyon için de geçerli. Tüysüz köstebek farelerinde kanserle savaşan bir gen insanlarda tamamen yeni bir hastalığa neden olabilir. Vail ekliyor: Genetik manipülasyonu deneyene kadar insanoğlunun ne kaybedeceğini bilmiyoruz. Bir canlı türünde sihirli görünen şeyler başka bir türle uyumlu olmayabilir.’ Bu teorik bir sorun değil, çünkü daha önce benzer örneklerin yaşandığını biliyoruz:

2002 yılında yapılan bir araştırmada farelere birden fazla p53 geni aktarıldı.

Kansere karşı direnç kazansalar da çok hızlı yaşlanmaya ve genç yaşta üreyememeye başladılar.

İç organlarından bazıları da büyük oranda küçüldü. Bu beklenmeyen sonuç, sadece farelere fazladan p53 verilmesiyle açıklanabilirdi.

2007’de devam eden aynı araştırmada bu sefer farelere bir tane p53 eklendi ve yan etkiler olmadan daha uzun bir hayat yaşamaları sağlandı.

Filler kansere neden çok daha az yakalanıyor?

Filler insanlardan trilyonlarca daha fazla hücreye sahip ve daha uzun bir ömür yaşıyor. Fakat kansere yakalanma oranları insanlara oranla çok daha düşük. Bu örnek Richard Peto’dan ismini alan Peto’nun paradoksunun da açıkladığı gibi, kanser yaygınlığının vücut büyüklüğüyle bağlantılı olmadığını gözler önüne seriyor.

Fil nüfusunun yalnızca yüzde beşi kanser nedeniyle yaşamını yitiriyor. Beş insandan birinin kanserden öldüğü düşünülünce bu oran son derece az. Yakın zamanda, fil genomunun bol miktarda kanserle savaşan gen içerdiği saptandı.

p53 isimli tümör bastırıcı gen birçok hayvanda bulunuyor. İnsanların genomunda sadece bir adet bulunurken, fillerde yirmi p53 saptandı. Chicago Üniversitesi’nden Vincent Lynch bu genin iki görevini açıklıyor:

Gen öncelikle hücrenin çoğalmasını engelleyerek kendini onarması için süre sağlıyor. Eğer hücrenin iyileşmesi imkansız ise, p53 hücreyi kendisini yok etmesi için zorluyor. Bu sürece apoptoz ismi veriliyor. Teorik olarak, kanser hastaları için fillerdeki süreci taklit edecek ilaçlar üretebileceğini ekliyor.

Nutlin isimli bir ilaç şu anda test aşamasında.

İlaç, p53 proteinini koruyup, işini devam ettirebilmesini sağlıyor.

Köpek Balıkları neden kanser olmaz?

Köpek balığı 200 milyon yaşında bir hayvan. Neden köpek balıkları en az 100 yıl yaşıyor? Başka köpek balıklarının açtığı yaralar nasıl bu kadar çabuk iyileşiyor? Neden kansere yakalanmıyorlar?

Bu soruların cevabı köpek balıklarının karaciğerinde yatmaktadır. Köpek balığı karaciğeri herhangi bir başka yırtıcı hayvanınkinin 20 katı kadar büyük ve ağırdır, içinde iki çok önemli madde barındırır. Köpek balığı karaciğeri, kemik iliğinde ve anne sütünde doğal olarak bulunan “Alkilgliserol” maddesi içeriyor. Araştırmalara göre, köpek balıklarının kansere yakalanmamalarının nedeni son derece güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmaları. Köpek balığı kıkırdağı, hastalıkla savaşmak için bağışıklık sistemini canlandıran belirli proteinler ve mukopolisakkaritler adında kimyasal madde içeriyor. Aynı zamanda vücudun besin olarak kullandığı organik kalsiyum ve fosforu sağlıyor.

Yapılan çalışmalarda köpek balığı kıkırdağının memelilerde bulunan her elementten 1000 kat fazla yeni kan damarı oluşmasını önleyici etkiye (antiangiogenesis effect) sahip olduğu ortaya çıktı. Bu etki, bir tümörün büyümesi için ihtiyacı olan yeni kılcal damarların oluşmasının engellenmesidir. Çalışmalar köpek balığının kıkırdağındaki aktif maddenin direkt tümöre etkili olmadığını ancak yeni kılcal damarlarla beslenmesini ve büyümesini durdurabileceğini göstermiştir.

Kaynaklar

http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/11/151102_kansere_yakalanmayan_hayvan

Updated: July 13, 2017 — 10:35 am
Fitoterapi Merkezi © 2017 Frontier Theme